Expelliarmus Rpg
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.

Expelliarmus Rpg

Expelliarmus Rpg'ye hoş geldiniz!
 
AnasayfaLatest imagesAramaKayıt OlGiriş yap

 

 Luthièn Messier

Aşağa gitmek 
2 posters
YazarMesaj
Luthièn Messier
Ressam
Luthièn Messier


Kadın
Mesaj Sayısı : 39
Kayıt tarihi : 30/10/09
Rp Partneri : Yok.
Rp Yaşı : 21.
Gerçek İsmi : Miğve.
Uyarı Yok

Bilgilerim
Rp Puanı:
Luthièn Messier Imgleft100/100Luthièn Messier Emptybarbleue  (100/100)
Tarafı: Tarafsız

Luthièn Messier Empty
MesajKonu: Luthièn Messier   Luthièn Messier EmptyC.tesi 31 Ekim 2009, 23:01

Ihm. Bende puanımı yükseltmek istiyorum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Brian Justin Black
Admin - Okul Müdürü
Brian Justin Black


Erkek
Mesaj Sayısı : 405
Kayıt tarihi : 07/07/08
Rp Partneri : Elisabeth Rose Weasley. {Pişt çaktırmayın ben az çapkınım xD} {Şeyma onu adam eder merak etmeyin. xD}[Sen herşeye karışma bi xD]
Rp Yaşı : 27
Gerçek İsmi : Ferdi.
Ruh Hali : Luthièn Messier Friendssx91pb8
Uyarı Yok

Bilgilerim
Rp Puanı:
Luthièn Messier Imgleft100/100Luthièn Messier Emptybarbleue  (100/100)
Tarafı: Yoldaşlık

Luthièn Messier Empty
MesajKonu: Geri: Luthièn Messier   Luthièn Messier EmptyC.tesi 31 Ekim 2009, 23:20

Üzüntüyü ele alarak bir RP yazınız. Eğer Role Play'iniz uygun ise başlığınız açılaçaktır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Luthièn Messier
Ressam
Luthièn Messier


Kadın
Mesaj Sayısı : 39
Kayıt tarihi : 30/10/09
Rp Partneri : Yok.
Rp Yaşı : 21.
Gerçek İsmi : Miğve.
Uyarı Yok

Bilgilerim
Rp Puanı:
Luthièn Messier Imgleft100/100Luthièn Messier Emptybarbleue  (100/100)
Tarafı: Tarafsız

Luthièn Messier Empty
MesajKonu: Geri: Luthièn Messier   Luthièn Messier EmptyC.tesi 31 Ekim 2009, 23:56

Yalnızlık. Tek hissettiğim şey yalnızlıktı. Julian'ın yokluğu sürekli ağlamama sebep oluyordu. Uyku düzenim bozulmuştu. İştahım kesilmişti. Bazı dostlarım benim bir şifacıya görünmem gerektiğini söylediğinde itiraz edemedim. En kısa zamanda gideceğime söz verdim. Julian'ın yokluğu bende birçok şeyin değişmesine sebep olmuştu. Artık yaşayan bir ölü gibiydim. Nefes alıp vermesem öldüğümü düşünebilirlerdi. Onun yokluğu bütün hayatımı değiştirmişti. Mide bulantısı ile yine odamdan koşarak çıkarken artık bir şifacıya görünmem gerektiğini anladım. Ertesi gün şifacının odasında stresle beklerken zamanın bir türlü geçmediğini fark ettim. Bütün muayenelerim yapılmıştı. Ve test sonuçlarını bekliyordum. Kafamdan ölebileceğime dair milyonlarca düşünce geçiyordu. Belki de tedavisi olmayan bir hastalığa yakalanmıştım. Başıma bir ağrı girdi. Julian'ı bir kez daha görmeden ölmek istemiyordum. Şifacı içeriye girdiğinde söyleyeceği şey için hazır olmadığını fark ettim. Ama yine de konuşmasına izin verdim.
"Bayan Brown, değerleriniz gayet iyi. Sadece biraz fazla yorgunsunuz. Ve size çok güzel bir haberim var. Hamilesiniz." Beynim dondu. Ne yapmam gerektiğini bilemedim. Ben...hamileydim. Ellerimin titrediğini fark ettim. "Bir hata olmadığından emin misiniz? Ben hamile olamam."
Dedim zoraki bir nefesle. Bana kendini bilmiş bir tavırla;"Tabi ki de hata yok bayan. Bütün test sonuçlarını dikkatlice gözden geçirdim. Hamilesiniz."Dedi suratındaki o aptal gülümsemeyle. Daha doğrusu resmen sırıtıyordu. Suratının ortasına bir yumruk geçirmemek için kendimi zor tuttum."Julian..."
Diye fısıldayabildim sadece.
Hastaneden çıkarken aklım çok karışıktı. Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Yağmur çiselemeye başladı. Bir bank gördüm ve dayanamayacağımı anlayıp oraya oturdum.
"Ben şimdi ne yapacağım."Diye sesli sesli düşünmeye başladım. Yağmur yavaş yavaş şiddetleniyordu. İnsanlar içerilere koşturuyorlardı. Ama ben yerimde durmaya devam ettim. Yağmuru seviyordum. Sonra annemin doğumumu anlatmasını hatırladım.Soğuk ve karlı bir kış akşamı açmışım gözlerimi dünyaya. İlk annemi görmüşüm. Onun simsiyah saçlarının terli alnına yapışmış ve sevimli bir yüz ifadesi ile mutlulukla bana bakıyormuş. Babam annemin doğumunda yanında olamamış. Zaten bu yüzden annem yıllarca bunun dırdırını yaptı. O sırada üç süpürge de arkadaşları-özellikle kadınlar-ile eğlenmekteymiş. Tabi bundan çok sonra haberimiz oldu. Çocukluğum çok zor geçmiş. O zamanlardan tek hatırladığım babamın doğum günlerimde hep iş seyahatinde olup doğum günü hediyesi olarak ta sadece 20 Galleon yolladığı. Ve annemin ise doğum günümde beni arkadaşlarıma yollayıp eve adam aldığıydı. Aslında babam ve annem iyi anlaşırlardı. Sadece babamın anneme para vermesi ve annemin de babamı tatmin etmesi gerekiyordu. Aslında ben onların hayatına seyirci olan biriydim. Ailede pek önem verilen biri değildim. Yakın akrabalarımız bile şükran günlerinde tatile Karayiplere ya da Maldivlere gider sadece anne ve babam için bilet alırlardı. Babamın da zaten işleri olurdu. Bu yüzden annem genç sevgilisi ile gider beni de büyük anneme bırakırdı.Büyük annemle kaldığım zamanlarda ondan piyano dersleri almaya başladım. Sanırım 6-7 yaşlarındaydım. Bana küçük Mozart diyorlardı. 4-5 sene okul müzikallerinde ve bazı konserlerde parçalar çaldım. Hatta besteler yaptım. Ta ki o kaza olana kadar. Kasvetli bir sonbahar gecesiydi. Hava yağmurluydu. Şimşekler çakıyordu. Aslında pek iyi hatırlayamıyorum. Sadece büyükannemi ziyarete gittiğimiz bir geceydi. Ve ben büyükannemin piyanosunun üstünde notalarımı unuttuğumu hatırladığım için arabadan inmiştim. Büyük annem kapıyı kocaman bir gülümsemeyle açmıştı. Ancak sonradan sanki biri çığlık atmış gibiydi. Ve çarpışma sesi...
Arkamı döndüğümde de karşılaştığım manzara karşısındaki tepkim bayılmak olmuştu. Çünkü ezilmiş ve aslında rengi beyaz olup kırmızıya bulanan bir Mustang. Ancak en ilginci ise babamın o uğruna doğum günlerimi ,tatillerimizi ve resitallerimi kaçırdığı o sevgililerinden biri arabasıyla-daha doğrusu tır ile-onları ezmişti. Sonrasında gözlerimi beyaz bir odada açtığımı hatırlıyorum. Yanımda büyükannem ağlamaktan perişan olmuş.Bana ikisinin de öldüğünü söylediğinde ki tepkim oldukça ilginçti. Sadece sustum. Ne ağlayıp isyan ettim ne de mutlu oldum. Sustum...
Göz yaşlarımı fark ettiğimde halen bankta ,bu yağmurun altında oturuyordum. Derin bir nefes aldım ve eve gitmeye karar verdim.Evde ıslak kıyafetlerimi çıkarıp daha kuru bir şeyler giydim. Islak saçlarımı bir havluya sarıp odamda bulunan büyük masaya geçtim. Önümde bir parşömen kağıdı ve bir tüy kalem vardı. Elim titreyerek kalemi aldım. Ve aklıma gelenleri yazmaya başladım;



Sevgili Julian.
Sensizliğin acısına dayanamazken hayata tutunmamı sağlayacak bir haber aldım. Belki de ölmemi sağlayacak bir haber. Julian...Ben hamileyim...
Ve seninle en kısa zamanda görüşmem gerek. Lütfen mektubuma cevap yaz. Seni seviyorum...

Melanie...





Ah hayır. Ona hamile olduğumu yüz yüzeyken söylemem gerekiyordu. Bu yüzden mektubu buruşturup yeni parşömene geçtim. Ellerim halen titriyordu. Ne söylemeliydim ki? Göz yaşlarımın sıcaklığını yanaklarımda hissetmeye başladığımda ne yazmam gerektiğini buldum.



Julian...Seninle konuşmalıyım. Çok önemli bir konu. Umarım beni ciddiye alıp bu ayın 28'inde saat sabah 10'da Domuz Kafası'nda olursun. Lütfen gel.

Melanie...


Birkaç gözyaşım damlamıştı parşömene. Umursamayıp hemen Julian'a gönderdim. Gözyaşlarımı elimin tersi ile sildim ve aynanın karşısına geçtim. Tişörtümü göğsümün altına kadar sıyırıp karnıma baktım. Hamileydim. İçimde biri vardı. Ve o kişi bana aitti. Benim kanımdandı. Çok garip hissetmeye başladım. Daha tohum tanesi kadar olan birini kaybetmekten korktuğumu fark ettim. Karnımı yavaşça okşayarak; "Seni seviyorum bebeğim. Umarım baban da sever."İşte günü gelmişti. Korkudan titriyordum. Julian'ın çocuğunu kabul etmemesinden korkuyordum. Hatta daha kötüsü çocuğu aldırmam gerektiğini söyleyebilirdi. Ama daha doğmamış bebeğim ile aramda çok büyük bir bağ oluşmuştu. Bu yüzden ondan vazgeçemezdim. Giyinip domuz kafasına doğru ilerlemeye başladım. Uzun bir süre sonra geliştim. Tabela karşımdaydı. Ve kalbimin sıkıştığını hissettim. Korkum buraya gelince daha da büyümüştü. Ellerim titreyerek kapısını açtım. İçeride olabilir belki diye yüz ifademi normal tutmaya çalıştım. Etrafa göz gezdirdiğimde onu gördüm. Kalbimin hızlandığını hissettim. Evet tam karşımdaydı. Ve kahretsin ki az sonra olacaklar beni çok korkutuyordu. Zoraki bir tebessümle yanına gittim.



Devamı geliyor.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Luthièn Messier
Ressam
Luthièn Messier


Kadın
Mesaj Sayısı : 39
Kayıt tarihi : 30/10/09
Rp Partneri : Yok.
Rp Yaşı : 21.
Gerçek İsmi : Miğve.
Uyarı Yok

Bilgilerim
Rp Puanı:
Luthièn Messier Imgleft100/100Luthièn Messier Emptybarbleue  (100/100)
Tarafı: Tarafsız

Luthièn Messier Empty
MesajKonu: Geri: Luthièn Messier   Luthièn Messier EmptyPaz 01 Kas. 2009, 00:08

Ah kahretsin onu o kadar çok özlemiştim ki boynuna sarılmamak için kendimi zor tuttum.
"Gelmişsin." dedim aptal bir ifade ile. "Oturalım mı?" cevabını beklemeden hemen oturdum. Göz yaşlarımın gözümde biriktiğinin farkındaydım. Ama kendimi zorlayarak ağlamayacağımı tembihledim kendime. Direk konuya girmeli miydim? Yoksa biraz konuştuktan sonra mı söylemeliydim? Aklım çok karışıktı. Onun o herkesi büyüleyen gözlerine bakarken düşünmek hiçte kolay olmuyordu. "Nasılsın?"dedim sesimin titremesine engel olamadan. Onu çok özlemiştim.İsyan etmek istiyordum. Ama sakin olmam gerektiğini kendime hatırlatıp derin bir nefes aldım.Cevabını beklerken onu izlemeye devam ettim.Gerçekten de çok özlemiştim onu. Kollarımın arasına almak istiyordum. Sıkıca sarılıp bir daha bırakmamak. Ama bir yandan da bebeğimizi isteyip istemeyeceğinden emin olmaya çalışıyordum. Belki de ona söylememeliydim. Çünkü vereceği tepki beni korkutuyordu. Ellerimin terlediğini fark ettim. Tabi ki de terlerlerdi. Çok heyecanlıydım. Korkuyordum ki bu kalbimin daha da sıkışmasına sebep oluyordu. Eğer çocuğumuzu kabul etmezse neler yapabileceğimi düşünmeye başladım. Belki başka bir ülkeye giderdim. İsmimi bile değiştirebilirdim. Beni düşüncelerimden alan onun o kendinden emin sesiydi. "İyiyim, sanırım." Gözlerinde sebebini anlamadığım bir gerginlik sezdim. Yoksa biliyor muydu? Ama sonra saçmaladığımı fark ettim. Nasıl bilebilirdi ki?! "Sen nasılsın?" Evet şimdi bir cevap verme sırası bendeydi. Nasıldım? İnsan hamileyken ve bunu sevgilisine söylemekten korkarken nasıl olabilirdi? Başıma yine bir ağrının girdiğini hissettim. Tam cevap verecekken konuşmaya başladığı için sustum.
" Melanie, bugün buraya beni neden çağırdığını bilmiyorum, ama senin konuşmandan önce ben bir şeyler söylemek istiyorum." Şaşırmıştım. Meraklanmama sebep olmuştu. Önemli bir şeyler var gibiydi çünkü yüz ifadesi oldukça sertti. " Melanie bu söyleyeceklerim... bunları söylemek çok zor... bu söyleyeceklerim beni çok üzüyor, seni de belki üzecek ama inan bana en doğrusu bu olacak. Senin iyiliğin için bu şart. ... O yüzden bunları sana söylemeliyim.." Kesin kötü bir şey olmuştu. Ellerimin titremesine engel olamadan ve gözyaşlarıma engel olmaya çalışarak dikkatle onu izlemeye başladım. " Melanie ben uzun uzun düşündüm bunu. Hem senin hem de kendi iyiliğim için ben senden ayrılmaya karar verdim. Bu ilişkiyi daha fazla sürdüremeyiz..."
Şok olmuştum. Düşünemiyordum. Nefes alamıyordum. Kalbim çok kötü sıkışıyordu. Artık gözyaşlarıma engel olamıyordum. Zaten onsuz geçen bu süre sonucu anlamam gerekirdi bir sorun olduğunu. Sebebini soracaktım. Ama halim yoktu. Bu bebeği istemeyeceği anlamına geliyordu. Artık beni istemiyorsa benden olan bebeği de istemezdi. Dudaklarımı ısırarak sakinleşmeye çalıştım. Ama olmuyordu. Mantığım konuşmaya başladı;
"Sakin ol Melanie. Eğer seni istemiyorsa bebeği söylememelisin."diyordu. Haklıydı da. Eğer ona söylemezsem bana çocuğu aldırmam konusunda baskı yapamazdı da. Ama kalbimin sesi mantığımı susturmuştu. "Tabi ki de söylemelisin. Julian onun babası. Bilmeye hakkı var. En doğru kararı beraber verirsiniz. Eğer ondan saklarsan günü geldiğinde doğrular şimdi olduğundan daha çok üzer. Bu yüzden söylemelisin." Diyordu. Aklım karışmıştı. Ne yapmam gerekiyordu? Derin bir nefes aldım ve gözyaşlarımı elimin tersi ile silip konuşmaya başladım.
"Julian...ben...ben ne diyeceğimi bilmiyorum. Eğer sorun bendeyse söyle...nerede hata yaptığımı söyle...lütfen. Ama önce bilmen gereken bir şey var. Ben...ben hamileyim..." Sesim titrediği için ağladığım anlaşılmış olabilirdi. Ama umursamadım. Ayrılmak istemiyordum. Ben onu seviyordum. Onsuz yapamazdım. Dayanamayarak eline uzandım ve tuttum.
"İçimde bir can var Julian. İkimize ait bir can. O senin de bir parçan." dedim ve gözyaşlarım yanaklarımdan süzülürken gözlerinin içine bakmaya başladım.Bebeğimizi sevsin istiyordum. Kabul etsin...
Endişe ile gözlerine bakarken vereceği cevabı merak etmeye başlamıştım. Eğer bebeğimizi kabul etmezse bile onu doğuracaktım. O ne derse desin. Surat ifadesinden anladığım kadarı ile kabul etmeyecekti. Boğazımda bir şeylerin düğümlendiğini hissettim. Bebeğimizi istemese de doğuracaktım evet. Ama istenmemenin vereceği acıyı daha şimdiden hissetmeye başladım. O kadar zaman sonra yüzüme bakıp istemiyorum derse ne yapardım? Konuşmaya hazırlandığını görünce kalbim daha hızlı atmaya başladı.
"Ne kadardır."Sonra sustu. Sesindeki donukluk kalbimin sıkışmasına neden oldu. Kesin istemeyecekti. Aldır diyecekti. Kafamda eğer aldır derse ne diyeceğimi planlamaya başladım. Ne kadar zor da olsa bir anne tek başına bebeğini büyütebilirdi. Neden olmasın ki? Ağlamayacaktım. Ağlamamalıydım. Cevabı zaten belliydi. Elini tuttuğumda birden çekmesi artık beni sevmediği anlamına geliyordu zaten. Gözümün yine dolduğunu fark ettim. Ama ağlamayacaktım. Ben güçlü biriydim. Buna da dayanabilirdim. Uzun bir süre düşündü. Kabul etmeyeceği belliydi. Belki de bana acıdığı için aklı karışmıştı. Sinirlendiğimi hissettim. Bana acınmasından nefret ederdim. Gözlerine bakmaya devam ettim. Bir süre sonra gözlerinde bir şey yakaladım. Bu aşk olabilir miydi? Gülümseyince birden bir sıcaklık hissettim. İşte benim Julian'ım. İşte özlediğim Julian. Ah gülümsemesini uzun zamandır ilk kez görünce birden ağlamak isteği ile doldum. Elimi tutup öptüğünde her şeyin düzeldiğini düşünmeye başladım. Evet kabul etme ihtimali vardı bebeğini. "Bu çocuğu ben ne dersem deyim doğuracaksın öyle değil mi?""aldırmayı düşünmüyorsundur." Gülümsemeye devam ederken elimi yeniden tuttu. Ah bunu yapmamalıydı. Her elimi tuttuğundan ona olan aşkım daha da artıyordu. Ve bebeğimi ondan kaçıracaksam nefret etmem gerekirdi.Anlamam gerekirdi. Bütün olumsuzlukların ardından böyle iyi davranmasının sebebini anlamam gerekirdi. Onun yaptığı gibi hızla elimi çektim. Korkuyordum. Belki zorla aldırmayı deneyebilirdi. O benden güçlüydü. Ve ona karşı çıkamayacağımı biliyordu. Başımı hayır anlamında salladım. Gülümsemesi biraz bozuldu. Ah ama halen ölebilirdim o gülümseme için. Ama birden kaşlarını çatıp; "Melanie ben...ben kendimi çocuk için hazır hissetmiyorum. Henüz." Ne!Gözümde biriken yaşları tutmak için daha da zorlanmaya başlamıştım. Ah tahmin etmeliydim böyle diyeceğini! Kahretsin . Neden istemiyordu ki!Sonra Julian'a bir şeyler olmaya başladı. Elimi tutan eli titriyordu. Daha da sıkmaya başladı elimi. Korkuyla ona bakarken suratının bembeyaz olduğunu fark ettim. Tanrım neler oluyordu! Nefes alamıyor gibiydi. "Julian! Julian iyi misin?!"Gözümdeki yaşlar artık durmuyor, akıp gidiyordu. Julian ölüyor muydu yoksa?! Hayır olamazdı. Sandalyemden kalktım ve başını elerimin arasına aldım. Biraz titredikten sonra bilincini kaybetti. Julian...Ellerimin arasından kayıp gitmişti. Artık o yoktu. Her şeyim gitmişti onunla beraber. Onsuzluğun tadına bakmıştım zaten. Bir daha aynı şeyleri yaşayamazdım. Ve birden başıma ağrı girdi. Etraf dönüyordu. Yer sanki altımdan kaymıştı. Karanlığa hapsoldum birden.
Gözlerimi tanıdık bir beyazlığa açtım. Evet, aynı hastahane. Ama ne olmuştu ki bu sefer? Yavaşça yerimden kalkmaya çalıştım. Birkaç hemşire bana endişeyle bakıyorlardı. Meraklı gözlerle onlara baktım.Birinin elinde bir rapor vardı. Ölüm raporu! "Bebeğim! Bebeğim nasıl?" Diye sordum. Hemşirelerden biri öne atıldı ve; "Merak etmeyin. Bebeğiniz gayet sağlıklı. Yalnız..." dedi. Demek ki bir sorun vardı. Ve o anda herşey dank etti. Dudağımdan yalnız bir kelime çıktı. "Julian..."




THE END
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Brian Justin Black
Admin - Okul Müdürü
Brian Justin Black


Erkek
Mesaj Sayısı : 405
Kayıt tarihi : 07/07/08
Rp Partneri : Elisabeth Rose Weasley. {Pişt çaktırmayın ben az çapkınım xD} {Şeyma onu adam eder merak etmeyin. xD}[Sen herşeye karışma bi xD]
Rp Yaşı : 27
Gerçek İsmi : Ferdi.
Ruh Hali : Luthièn Messier Friendssx91pb8
Uyarı Yok

Bilgilerim
Rp Puanı:
Luthièn Messier Imgleft100/100Luthièn Messier Emptybarbleue  (100/100)
Tarafı: Yoldaşlık

Luthièn Messier Empty
MesajKonu: Geri: Luthièn Messier   Luthièn Messier EmptyPaz 01 Kas. 2009, 04:35

Vur dedim öldürdün xD

Puanlama odasındaki başlığınızın kiliti açılmıştır. Lütfen farklı bir Rp ile başvurunuz. İyi Rpler...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Luthièn Messier
Ressam
Luthièn Messier


Kadın
Mesaj Sayısı : 39
Kayıt tarihi : 30/10/09
Rp Partneri : Yok.
Rp Yaşı : 21.
Gerçek İsmi : Miğve.
Uyarı Yok

Bilgilerim
Rp Puanı:
Luthièn Messier Imgleft100/100Luthièn Messier Emptybarbleue  (100/100)
Tarafı: Tarafsız

Luthièn Messier Empty
MesajKonu: Geri: Luthièn Messier   Luthièn Messier EmptyPtsi 30 Kas. 2009, 18:06

Yeniden açılabilir mi acaba?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Luthièn Messier
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Expelliarmus Rpg :: Anons :: Sistemler :: Yazım Dersi Sistemi-
Buraya geçin: